İcra Hukuku Nedir?

İcra hukuku, bir “zorlamalar hukuku” olarak sıfatlandırılabilir. Borçludan borcunu tahsil edemeyen alacaklı, ihkak-ı hak hakkına sahip olmadığından, araya icra dairesini sokmak suretiyle alacağını tahsil edebilir. Diğer bir tabirle, alacaklı alacak hakkını KENDİSİ tatmin edemez; hukuk düzeni buna müsaade etmemektedir. Şöyle ki; borcunu rızası ile yerine getirmeyen borçlu, alacaklının talebi üzerine devletin yargı gücü ile borcunu yerine getirmeye zorlanır. Bunun sonucunda Devletin yetkili organları borçlunun mallarına el koyar, bu malları paraya çevirir ve satış bedelini alacaklıya öder. İşte tüm bunların düzenlendiği hukuk dalına, İCRA HUKUKU adı verilmektedir.

İflas Hukuku Nedir?

Türk hukukunda ancak TACİR sıfatlı kişilerin iflas edeceği hükme bağlanmıştır. Tacir sıfatına sahip olmayanların iflas hükümlerine tabi tutulması mümkün değildir. Bu ön bilgiyi verdikten sonra, iflas hukukunun tanımını yapabiliriz.

İflas, iflas eden kişinin (müflis) TÜM MALVARLIĞI DEĞERLERİNİN paraya çevrildiği ve müflisin TÜM ALACAKLILARININ alacak haklarının ödendiği külli bir takip yoludur. İcra, bir “cüz’i” takip yolu iken, iflas “külli” bir takip yoludur. Bunun anlamı şudur: Olağan icra takibinde borçlu, bir ya da birden fazla, fakat “sınırlı” sayıda alacaklı tarafından ayrı ayrı icra takiplerine tabi tutulmaktadır. İflasta ise, borçlunun karşısında istisnasız tüm alacaklıları bulunur.

İflas eden kişinin (müflisin) malları, artık İFLAS MASASI adı verilen iflas idarecileri (icra memurları) tarafından yönetilir. Mallarına ve işletmelerine kayyım atanmasına karar verilebilir. Buradaki temel mantalite, alacaklıların alacaklarının ödenmesi ve alacaklıların tatmin edilmesidir. Bu sebeple, müflisin üçüncü kişiler nezdindeki alacaklarının da tahsil edilmesi gerekmektedir. Yani, borçlu müflisin başkalarından olan hak ve alacakları da bir malvarlığı değeri sayıldığından, iflas masası bu hak ve alacakları da tahsil etmeli ve alacaklılara buradan tahsil ettiği malvarlığı değerlerini teslim etmelidir. Böylelikle alacaklılar tatmin edilmiş olacaktır.

İcra ve İflas Hukuku Mevzuatı

Belirtelim ki, mevzuat tarihimizin en eski kanunlarından biri halen yürürlüktedir: 1932 tarih ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu. Bu kanun, icra ve iflas mevzuatımızın temelini oluşturmaktadır. Bunun dışında, bu kanunun uygulanmasına ilişkin birçok yönetmelik bulunmaktadır.

Genel Haciz Yoluyla Takip

Genel haciz yoluyla takip, yalnızca PARA ve TEMİNAT alacakları için öngörülmüş bir yol olmakla birlikte, uygulamada en çok rastlanan takip türlerinden biridir. “İlamsız takip” olarak da bilinen bu takip türünde, alacaklının bir para alacağı söz konusudur. Bu alacağın takibe konulması için bir mahkeme kararına ya da resmi bir belgeye gereksinim duyulmaz. Bu da, alacaklı açısından büyük bir rahatlık yaratmaktadır.

Alacaklının genel haciz yoluyla takip başlatabilmesi için, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nda belirtilen şekle uygun bir TAKİP TALEBİ hazırlaması ve bunu elden ya da UYAP üzerinden icra dairesine sunması gerekir. Takip talebini alan icra dairesinin, şekle uygun bir takip talebini reddetmesi mümkün değildir.

Şekle uygun olarak hazırlanmış bir takip talebi, borçluya ÖDEME EMRİ gönderilmesi ile neticelenir. Ödeme emrinin gönderilmesi için, icra dairesinin borcun gerçekten var olup olmadığına ilişkin bir araştırma yapması gerekmez. Aksine, icra dairesinin işin esasına girerek araştırma yapması mümkün değildir.

İlamlı Takip

İlam, “mahkeme kararı” anlamına gelmektedir. İlamlı icra ise, bir mahkeme kararında belirtilen hak ya da alacağın, İCRA DAİRESİNİN DEVREYE SOKULARAK tahsil edilmesi durumunda söz konusu olması halinde gündeme gelir.

Burada, mahkeme kararında belirtilen hükmün cebri icrayla yerine getirilmesi söz konusudur.

Genel Haciz Yoluyla Gönderilen Ödeme Emrine İtiraz Süresi: 7 Gün

Ödeme emrini tebellüğ eden borçlunun, tebellüğ ettiği ödeme emrine 7 gün içinde itiraz etmesi mümkündür. Genel haciz yoluyla yapılan takiplerde, ödeme emrine itiraz etmesi TAKİBİ DURDURUR.

Takibin durması, artık haciz istenememesi anlamına gelmektedir. Alacaklı, haciz isteyebilmek için bahse konu itirazı ortadan kaldırmak zorundadır. İtiraz, ancak şu iki yoldan biriyle bertaraf edilir:

  • İtirazın iptali davası (genel mahkemede açılır)
  • İtirazın kaldırılması istemi (İİK 68) (gerekli belge ve şartlar varsa icra mahkemesine yapılır)

HERKESE ADALET, KİMSEYE MERHAMET...