News Photo
  • Eylül 29, 2020

Bir mal üzerinde birlikte mülkiyet halinin varlığı durumlarında paydaşlar, paylaşmanın yapılıp yapılmayacağı hususu veya paylaşmanın biçimi konusunda anlaşamazlarsa, paylaşmanın yapılması için mahkemeye başvurulması gerekecektir. Bu amaçla açılacak davaya, ortaklığın giderilmesi (izaley-i şüyû) davası denir. Türk Medeni Kanunu’nda birlikte mülkiyet hali; paylı mülkiyet ve elbirliği mülkiyet olmak üzere ikiye ayrılır.

Ortaklığın giderilmesi davası, Türk Medeni Kanunu’nun 699’uncu maddesinde düzenlenmiştir. İlgili madde “Paylaşma, malın aynen bölüşülmesi veya pazarlık ya da artırmayla satılarak bedelinin bölüşülmesi biçiminde gerçekleştirilir. Paylaşma biçiminde uyuşma sağlanamazsa, paydaşlardan birinin istemi üzerine hâkim, malın aynen bölünerek paylaştırılmasına, bölünen parçaların değerlerinin birbirine denk düşmemesi hâlinde eksik değerdeki parçaya para eklenerek denkleştirme sağlanmasına karar verir. Bölme istemi durum ve koşullara uygun görülmezse ve özellikle paylı malın önemli bir değer kaybına uğramadan bölünmesine olanak yoksa, açık artırmayla satışa hükmolunur. Satışın paydaşlar arasında artırmayla yapılmasına karar verilmesi, bütün paydaşların rızasına bağlıdır.” şeklindedir. Söz konusu madde her ne kadar kanunun paylı mülkiyetin paylaşılması kısmında düzenlenmiş ise de Türk Medeni Kanunu’nun 703/2’nci maddesi gereğince elbirliği mülkiyetinin paylaşılması durumlarında da uygulanır. Nitekim Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 11.05.1998 tarih, 1998/4001 Esas ve 1998/4018 Karar sayılı ilamındaki “…Ortaklığın giderilmesi davası açılabilmesi ve bu konuda bir karar verilebilmesi için paydaşlığın müşterek mülkiyet şeklinde olması veya müşterek mülkiyete dönüşmesi gerekmez…” ibaresi yüksek mahkemenin bu hususu desteklediğini göstermektedir.

Ortaklığın Giderilmesi Davası Hangi Durumda Açılır?

Paydaşlar, mahkemeye başvurmadan mevcut ortaklıklarını nasıl giderecekleri konusunda anlaşma sağlayarak ortaklığa son verebilirler. Fakat paydaşlar, paylaşmanın yapılıp yapılmayacağı hususu veya paylaşmanın biçimi konusunda anlaşamazlarsa, paylaşmayı yapması için mahkemeye başvurmaları gerekecektir. Ortaklığın giderilmesi için mahkemede dava açılması bu şekilde ortaya çıkmaktadır. Bununla birlikte paylı malın sürekli bir amaca özgülenmiş olması, paylaşmanın istenebilmesinin sınırlandırılması amacıyla en çok on yıllığına bir sözleşme yapılmış olması, paylaşmanın uygun olmayan zamanda istenmesi ve kat mülkiyetinden kaynaklanan sınırlamalar halinde ortaklığın giderilmesi istenemez.

Ortaklığın giderilmesi davası bir eda davası niteliğindedir. Ayrıca, ortaklığın giderilmesi davasında davalı taraf ve davacı taraf aynı haklara sahiptir. Bu nedenle davacının satış suretiyle paylaşma istemesi davalıların aynen paylaşma istemesine engel teşkil etmez.

Ortaklığın giderilmesi davasında davacı, ortaklığın giderilmesini isteyen taraftır. Davalı taraf ise paylaşıma yanaşmayan taraftır. Paylaşıma yanaşmayan birden fazla tarafın olması durumunda söz konusu davada hepsinin hasım gösterilmesi zorunludur. Başka bir deyişle ortaklığın giderilmesi davasında mecburi dava arkadaşlığı hali mevcuttur.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Ortaklığın giderilmesi davasında Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 4/b maddesine göre malın değerinin ne olup ne olmadığı önemsenmeksizin görevli mahkeme, Sulh Hukuk Mahkemesidir.

Ortaklığın giderilmesi davasında yetkili mahkeme paylaşmaya esas olan malın taşınır veya taşınmaz olmasına göre değişiklik göstermektedir. Malın taşınır olması durumunda yetkili mahkeme davalının yerleşim yeri mahkemesidir. Birden fazla davalı olması halinde ise yetkili mahkeme davalılardan birinin yerleşim yeri mahkemesidir. Malın taşınmaz olması halinde davaya bakma yetkisi taşınmazın bulunduğu yer mahkemesindedir. Bu yetki kesin yetki kuralıdır ve aksine bir yetki anlaşması yapılamayacağı gibi hâkim tarafından da re’sen göz önünde bulundurulmalıdır.

Ortaklığın Giderilmesi Davasında İspat Yükü

Ortaklığın giderilmesi davasında davacı taraf mala paydaş olduğunu ispatlamalıdır. Davalılar ise davacının paydaş olmadığını veya ortaklığın giderilmesini engelleyen hallerin (paylı malın sürekli bir amaca özgülenmiş olması, paylaşmanın istenebilmesinin sınırlandırılması amacıyla en çok on yıllığına bir sözleşme yapılmış olması, paylaşmanın uygun olmayan zamanda istenmesi ve kat mülkiyetinden kaynaklanan sınırlamalar) varlığını ispatlayarak davanın reddedilmesini talep edebilirler.

Ortaklığın Giderilmesi Davasında Süre

Ortaklığın giderilmesi davası, paydaşlık devam ettiği sürece açılabilecek bir davadır. Bu nedenle dava için herhangi bir hak düşürücü veya zamanaşımına süresi söz konusu değildir.

Ortaklığın Giderilmesi Davasında Karar

Taraflar, ortaklığın giderilmesi konusunda bir anlaşma yapmamışsa mahkeme, ortaklığın Türk Medeni Kanunu’nun 699/2 veya 699/3 maddeleri gereğince aynen paylaştırma veya nakden paylaştırma yoluyla sona ermesine karar verebilir.

Mahkeme öncelikle malın aynen paylaşılması durumunu göz önünde bulundurmalıdır. Mahkeme aynen paylaştırma mümkün ise nakden paylaştırma yoluna gidemez. Başka bir ifadeyle burada emredici bir hüküm bulunmaktadır ve mahkemeye tanınmış bir takdir yetkisi yoktur. Malın kıymetine önemli bir zarar gelmeden aynen paylaştırma mümkünse veya aynen paylaştırmayı engelleyen özel bir neden yoksa hâkim aynen paylaştırma yolu ile paydaşlığı giderir. Aynen paylaşmada mal, paydaş sayısı kadar paya ayrılır ve paydaşlar hangi payın kime tahsis edileceği konusunda anlaşmaya varamazlarsa aralarında kur’a çekilir. Paylar arasında değer farkı ortaya çıkarsa para ilave edilerek denkleştirme yapılır.

Malın aynen paylaştırılması mümkün değilse nakden paylaştırma yoluna gidilir. Gerçekten de malın niteliği gereği paylara ayrılması mümkün olmayabilir veya malın paylara ayrılması önemli bir değer kaybına yol açabilir ya da durum ve koşullar malın bölünmesine engel olabilir. Bu gibi durumlarda malın nakden paylaştırılması yolu ile paydaşlık giderilir. Bununla birlikte paydaşların tamamının nakden paylaşma yolu ile ortaklığın giderilmesini istemeleri, paydaşların paylaşma biçiminde uyuştukları anlamına geleceğinden hâkim nakden paylaştırma yoluna gitmek zorundadır. Nitekim Yargıtay 18’inci Hukuk Dairesi’nin 18.03.2008 tarih, 2007/11753 Esas ve 2008/3180 Karar sayılı kararı da bu yöndedir. Malın nakden paylaştırılmasına karar veren veya karar vermek zorunda kalan hâkim malın paydaşlar arasında veya umuma açık şekilde artırma yoluyla satışına karar verir. Fakat malın paydaşlar arasında artırma yoluyla satışına karar verilebilmesi için tüm paydaşların buna rızası olması gerekir. Malın satışının yapılması ve ihalenin kesinleşmesi ile birlikte paydaşlık sona erer. Elde edilen bedel paydaşlara payları oranında dağıtılır. Taşınmaz üzerinde muhdesat (sürekli kalmak maksadıyla inşa edilmiş yapılar ve dikilmiş bitkiler) olması ve bu muhdesatın tüm paydaşlara ait olmaması durumunda öncelikle taşınmazın muhdesat ile birlikte olan değeri saptanır. Daha sonra muhdesatın değeri ayrıca hesaplanarak sahibi olan paydaşlara dağıtılır. Kalan para paydaşlara payları oranında dağıtılır.

Yargıtay Kararı

Yargıtay 14’üncü Hukuk Dairesi’nin 30.06.2020 tarih, 2016/16924 Esas ve 2020/4227 Karar sayılı ilamında; Davacı vekili, 201 ada 1 (eski 422) parsel sayılı taşınmaz üzerindeki ortaklığın satış yoluyla giderilmesini talep etmiştir.

Davalı, davanın reddini savunmuş; diğer davalı ise dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan bina, ağaçlar, ahır, su kuyusu, ekmek damı ve avlu duvarının kendisine ait olduğunu beyan ederek muhdesat iddiasında bulunmuştur.

Mahkemece, davanın kabulüne dava konusu taşınmaz üzerindeki ortaklığın satış yoluyla giderilmesine; taşınmazın satışından elde edilecek para dağıtılırken taşınmaz üzerindeki binanın ve ağaçların bedelinin diğer davalıya ödenmesine; taşınmaz üzerindeki ahır, su kuyusu, ekmek damının satışından elde edilecek paranın tapudaki yazılı tüm maliklere ödenmesine karar verilmiştir.

Hükmü, davalı temyiz etmiştir.

Paydaşlığın (ortaklığın) satış yoluyla giderilmesi halinde dava konusu taşınmaz üzerinde bina, ağaç vs. gibi bütünleyici parçalar (muhdesat) varsa bunların arzla birlikte satılması gerekir. Ancak muhdesatın bir kısım paydaşlara (ortaklara) ait olduğu konusunda tapuda şerh varsa veya bu hususta bütün paydaşlar ittifak ediyorlarsa ve muhdesat arzın değerinde bir artış meydana getiriyorsa bu artışın belirlenmesi için dava tarihi itibariyle arzın ve muhdesatın değerleri ayrı ayrı tespit edilir. Belirlenen bu değerler toplanarak taşınmazın tüm değeri bulunur. Bulunan bu değerin ne kadarının arza ne kadarının muhdesata isabet ettiği yüzdelik oran kurulmak suretiyle belirlenir. Satış sonunda elde edilecek bedelin bölüştürülmesi de bu oranlar esas alınarak yapılır. Muhdesata isabet eden kısım muhdesat sahibi paydaşa, geri kalan bedel ise payları oranında paydaşlara (ortaklara) dağıtılır.

Bütünleyici parçanın (muhdesat), arzın paydaşlarına (ortaklarına) değil de üçüncü şahsa ait olduğunun anlaşılması halinde, bu kimseyi muhdesat sahibi olarak davaya dahil etmek ve ona satış bedelinden pay vermek mümkün değildir.

Somut olaya gelince; mahkemece yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda muhdesat oranı kurulmadan taşınmaz üzerindeki binanın ve ağaçların bedelinin davalıya ödenmesine karar verilmesi doğru değildir.

Öte yandan, davalı temyiz dilekçesinde Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/672 Esas sayılı dava dosyasında dava konusu taşınmaza yönelik muhdesat aidiyetinin tespiti davası açtığını beyan etmiştir.

Bu durumda mahkemece, davalı tarafından açılan muhdesat aidiyetinin tespiti davası bekletici mesele yapılarak, adı geçen davalıya ait olduğuna karar verilen muhdesat yönünden gerekirse mahallinde yeniden keşif yapılmak suretiyle dava konusu taşınmazın tespit edilen toplam değerinin ne kadarının arza ne kadarının muhdesata isabet ettiğinin yüzdelik oran kurulmak suretiyle belirlenmesi ve muhdesata isabet eden kısmın muhdesat sahibi paydaşa, geri kalan bedelin ise tapu kaydındaki payları oranında tüm paydaşlara dağıtılması gerekir.

Mahkemece, değinilen hususlar göz ardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, 30.06.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Bu Makaleyi Paylaş

Yorum

HERKESE ADALET, KİMSEYE MERHAMET...