News Photo
  • Ekim 02, 2020

Saklı Pay ve Saklı Paylı Mirasçı

Kanuni mirasçıların bir kısmına tanınan ve üzerinde miras bırakanın tasarruf edemeyeceği paya saklı pay denir. Bu pay dışında kalan kısım üzerinde miras bırakanın serbestçe tasarruf yetkisi bulunmaktadır. Miras bırakanın saklı paya tecavüz edecek şekilde yapmış olduğu tasarruflar indirime (tenkise) tabidir. Saklı pay sahibi mirasçıların saklı paylarına tecavüz eden tasarruflar kendiliğinden geçersiz sayılmaz. Bunun için belirli bir süre içerisinde tenkis davası açılması gereklidir.

Miras bırakanın tüm mirasçıları saklı paya sahip değildir. Saklı pay sahibi mirasçılar 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 506’ncı maddesinde belirtilmiştir. Maddeye göre saklı pay sahibi mirasçılar; miras bırakanın alt soyu, miras bırakanın ana ve babası ve sağ kalan eştir. Saklı pay sahibi mirasçıların saklı pay oranları birbirinden farklıdır. Miras bırakanın alt soyunun saklı pay oranı yasal miras payının ½’si iken, ana ve babasının saklı pay oranı yasal miras payının ¼’üdür. Sağ kalan eşin saklı pay oranı kimle birlikte mirasçı olduğuna bağlıdır ve ona göre değişiklik gösterir. Sağ kalan eş, miras bırakanın alt soyu ile birlikte mirasçı olmuşsa yasal miras payının (1/4) tamamı; yine aynı şekilde miras bırakanın ana ve babası ile birlikte mirasçı olmuşsa yasal miras payının (1/2) tamamı sağ kalan eşin saklı pay oranıdır. Diğer hallerde ise eşin saklı pay oranı yasal miras payının ¾’üdür.

Tenkis Davası Hangi Durumda Açılır

Miras bırakanın terekesinin aktifi (mallar, paralar, alacaklar vs.) çıkarılacak (miras bırakanın borçları, miras bırakan ile bir arada yaşayan kişilerin üç aylık geçim giderleri, terekeyi mühürleme ve defter tutma masrafları, cenaze masrafları) ve eklenecek değerleri hesap edildikten sonra saklı pay sahibi mirasçıların saklı pay oranlarına göre miras hakları belirlenir. Bu husus teknik bir hesap gerektirdiği için bilirkişi marifetiyle gerçekleştirilir. Eğer ki mirasçıların saklı paylarına bir tecavüz söz konusu ise tenkis davası açılması gerekir.

Tenkis davası açıldığında miras bırakanın yapmış olduğu tüm ölüme bağlı tasarruflar ve sağlararası tasarruflar tenkis edilmez. Tenkisin belli bir sırası vardır. Mirasta tenkis yapılırken önce ölüme bağlı tasarruflardan başlanır. Ölüme bağlı tasarruflar tenkis edilmeden sağlararası tasarrufların tenkisine geçilemez. Ölüme bağlı tasarrufların tamamı tenkis edilmiş olmasına rağmen saklı pay tecavüzü halen ortadan kalkmamışsa en yeni tarihlisinden en eski tarihlisine doğru geriye gidilmek üzere sağlararası kazandırmaların tenkisi yapılır. Kamu tüzel kişileri ile kamuya yararlı dernek ve vakıflara yapılan ölüme bağlı tasarruflar ve sağlararası kazandırmalar en son sırada tenkis edilir.

Ölüme bağlı tasarrufların birden fazla olması durumunda orantılı şekilde tenkis yapılmalıdır. Saklı pay sahibi mirasçılara ölüme bağlı tasarruf ile yapılan ve tasarruf edilebilir kısmı aşan kazandırmaların onların saklı paylarını aşan kısmı, orantılı olarak tenkise tâbi olur. Tenkise tâbi birden fazla ölüme bağlı tasarrufun bulunması hâlinde, saklı pay sahibi mirasçıya yapılan kazandırmanın saklı payı aşan kısmı ile saklı pay sahibi olmayan kimselere yapılan kazandırmalar orantılı olarak tenkis edilir.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Tenkis davasında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi’dir. Yetkili mahkeme ise miras bırakanın son yerleşim yeri mahkemesidir. Bu yetki kesin yetki kuralıdır ve aksine bir yetki anlaşması yapılamayacağı gibi bu husus hâkim tarafından re’sen göz önünde bulundurulur.

Tenkis Davasında İspat Yükü

Tenkis davasında davacı taraf saklı payına tecavüz edilen saklı pay mirasçısıdır. Birden fazla saklı pay mirasçısının saklı payına tecavüz hali varsa bu kişiler arasında mecburi dava arkadaşlığı yoktur. Tenkis davasını isteyen mirasçı açabilir. Davalı taraf ise sağlararası veya ölüme bağlı tasarrufların lehdarı olan kişilerdir. Bu kişiler iradi mirasçılar olabileceği gibi yasal mirasçılar da olabilir. Tenkise tabi kazandırmanın üçüncü bir kişiye devredilmesinin bir önemi yoktur. Davalı taraf yine tenkise tabi kazandırmanın lehdarı olan kişidir.

Tenkis davasında genel ispat kuralları uygulanır. Bu nedenle saklı pay mirasçısı davalı taraf lehine yapılan ölüme bağlı veya sağlararası tasarrufun saklı payına tecavüz ettiğini ispat etmelidir.

Tenkis Davasında Süre

Tenkis davası, saklı pay sahibi mirasçıların, saklı paylarına yapılan tecavüzü öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde vasiyetnamelerde vasiyetin açıldığı, diğer kazandırmalarda ise mirasın açıldığı tarihten itibaren on yıl içinde açılmalıdır. Bu süreler hak düşürücü süredir.

Bir tasarrufun iptali bir öncekinin yürürlüğe girmesini sağlarsa, süreler iptal kararının kesinleşmesi tarihinde işlemeye başlar.

Tenkis davası süresi kaçırılmış olsa bile; tenkis, def’i yoluyla her zaman ileri sürülebilir. Ancak bu def’i her konuda ileri sürülemez. Yalnızca lehdarının, doğrudan kazandırmaya dayanarak kazandırma konusu malın kendisine verilmesine yönelik taleplerine karşı ileri sürülebilir. Fakat tenkise tabi olan talepler geri verildikten sonra başka bir talep söz konusu olduğunda tenkis def’i ileri sürülemez.

Tenkis Davasında Karar

Tenkis davası sonucunda davacı lehine verilen hüküm saklı paya tecavüz edilen kısmın geri alınmasını sağlamaz. Tenkise konu malın geri alınabilmesi için tenkis davası ile birlikte veya daha sonra edim davası açılmalıdır. Davacı lehine sonuçlanan tenkis davasında davalı taraf iyiniyetli ise, sadece mirasın geçmesi anında kazandırmadan elinde kalanı geri vermekle yükümlüdür. İyiniyetli değilse, iyiniyetli olmayan zilyedin geri verme borcuna ilişkin hükümlere göre sorumlu olur. Miras sözleşmesiyle elde ettiği kazandırma tenkise tâbi tutulan kimse, bu kazandırma için miras bırakana verdiği karşılığın tenkis oranında geri verilmesini isteyebilir.

Tenkis davası, davalı lehine sonuçlanırsa açılan dava reddedilir ve yargılama giderleri davacı üzerine bırakılır.

Yargıtay Kararı

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 07.11.2019 tarih, 2016/9884 Esas ve 2019/5727 Karar sayılı ilamında;

“Davacı, miras bırakan babası ...'in ... plaka sayılı ticari taksiyi davalı oğlu ...'a, ... plaka sayılı ticari minibüsü davalı oğlu ...'e muvazaalı olarak sattığını, davalı ...'in de sözü edilen ticari minibüsü muvazaalı olarak davalı ...'a satış yolu ile devrettiğini, gerçek amacın bağışlama ve mirasçılardan mal kaçırma olup tipik bir muris muvazaası söz konusu olduğunu, araçların plaka ve işletme hakkının da devredildiğini ileri sürerek dava konusu ... ve ... plaka sayılı ticari araçların devir işlemlerinin ve işletme hat devirlerinin muris muvazaası nedeniyle iptaliyle eski hale getirilmesini, olmadığı taktirde ilerde arttırmak kaydıyla (belirsiz alacak davası olarak) 5.000 TL'lik saklı payı aşan tasarrufun faiziyle tenkisini; 12.12.2014 tarihli ıslah dilekçesiyle, trafik kayıtlarına göre dava konusu araçların miras bırakan adına hiç kayıt edilmeden bedelleri miras bırakan tarafından ödenmek suretiyle muvazaalı olarak davalı oğulları üzerine alındığını ileri sürerek muris muvazaasına dayalı satış işleminin iptalini, olmadığı taktirde tenkisini istemiş; aşamalarda, miras payına isabet eden değerin 215.625,00 TL olduğunu beyan ederek harcı ikmal etmiş; 23.06.2015 tarihli duruşmada, miras payı yönünden talepte bulunduğunu, terekeye döndürülme isteği olmadığını beyan etmiştir.

Davalılar ... ve ..., hak düşürücü ve zamanaşımı sürelerinin geçtiğini, dava konusu araçların ve işletme hakkının hiçbir zaman tereke malı olmayıp miras bırakanın yaptığı bir satış işlemi de bulunmadığını; davalı ..., davacıyı ve diğer davalıları tanımadığını, akrabalık ilişkisi bulunmadığını, dava konusu ... plaka sayılı ticari minibüsü dava dışı kişiden satın aldığını, iyiniyetli ve 4. el olduğunu, hak düşürücü ve zamanaşımı sürelerinin geçtiğini, menkul malın muvazaaya konu edilemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuşlardır.

Mahkemece, dava konusu araçların bedellerinin miras bırakan tarafından ödenerek inançlı işlemle davalılar adına alındığı yönündeki iddia bakımından yazılı delil sunulmadığı, bu hususta davalılara yemin de teklif edilmediğinden muris muvazaasına yönelik iddianın kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Dosya içeriğine, toplanan delillere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle; taşınır mallara ilişkin olarak 01.04.1974 tarih ½ Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının uygulama yeri bulunmadığı gibi dava konusu araçların miras bırakan tarafından devredilmediği de nazara alındığında muris muvazaası ve genel muvazaa hükümleri bakımından iddianın yerinde olmadığı, tenkis isteği yönünden ise davacının 01.10.2012 tarihli ihtarname ile tenkis sebeplerini öğrendiği halde davayı 27.03.2014 tarihinde açtığı gözetildiğinde 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği görülmekle sonucu itibariyle bu gerekçeyle davanın reddi doğru olduğuna göre davacının değinilen yönlere ilişkin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine,

Ne var ki; davanın vekalet ücreti yönünden düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden; hükmün 4. fıkrasında yazılı “...12.080,00 TL...” ibaresinin hüküm fıkrasından çıkarılmasına, yerine "...10.250,00 TL ibaresinin yazılmasına, hükmün 5. fıkrasında yazılı “...12.650,00 TL...” ibaresinin hüküm fıkrasından çıkarılmasına, yerine “...12.500,00 TL...” ibaresinin yazılmasına, davacının bu yöne ilişkin temyiz itirazının kabulüyle 6100 Sayılı HMK'nin geçici 3’üncü maddesi yollamasıyla 1086 Sayılı HUMK'nun 438/7’nci maddesi hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 02.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 2.037.00.-TL. duruşma vekâlet ücretinin temyiz edilenlerden alınmasına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 07/11/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu Makaleyi Paylaş

Yorum

HERKESE ADALET, KİMSEYE MERHAMET...