News Photo
  • Haziran 05, 2020

Türk Hukukundaki Mal Rejimleri

4721 sayılı yeni Türk Medeni Kanunu’muz, yürürlükten kalkan 743 sayılı Türk Kanun-u Medenisi’ne göre evliliklerde yeni ve modern bir mal rejimi sistemi kabul etmiştir. Eski kanundaki kadın-erkek dengesizliği giderilmiş ve eşitlikçi bir uygulamaya geçilmiştir.

Mülga kanunda yasal mal rejimi olarak “mal ayrılığı rejimi” öngörülmüşken, yeni kanundaki yasal mal rejimi “edinilmiş mallara katılma rejimi”dir. “Yasal mal rejimi” ifadesinden anlaşılması gereken, eşlerin kendi aralarında başkaca bir mal rejimi akdi yapmadıkları takdirde kendiliklerinden seçmiş sayılacakları mal rejimidir. Yürürlükteki evliliklerin tamamına yakınının yasal mal rejimine tâbi olduğu görülmekte olup, eşlerin aralarında başkaca bir mal rejimi sözleşmesi yapma eğiliminde olmadığı söylenebilir.

“Edinilmiş mallara katılma” rejiminin genel özelliği, kadın ve erkek eşlerin evlilik süresince edinilen tüm malvarlığı değerleri ve kazançları üzerinde yarı yarıya hak sahibi olması esasına dayanmaktadır. Türkiye’deki birçok evlilikte erkek eşin çalıştığı ve malvarlığı değerlerinin (en azından tapu kayıtlarının) erkek eşin adına kayıtlı olduğu bilinmektedir. Bu durum, tahmin edileceği üzere uygulamada erkek egemen bir durum yaratmış olup, boşanma sonrasında kadın eşi büyük zorluklarla karşı karşıya bırakmıştır.

Bu arada,  2002 yılında yürürlüğe giren 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun yürürlüğe girmesinden önce evlenmiş olanlar, yürürlük kanunu uyarınca Türk Medeni Kanunu’nun yürürlüğe girmesinden itibaren 1 yıl içerisinde başka bir mal rejimi seçmemişlerse, yasal mal rejimini kabul etmiş sayılırlar.

“Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi”nde, Boşanma Durumunda Paylaşılmayacak Mallar (Kişisel Mallar)

Edinilmiş mallara katılma rejimine göre, eşlerin boşanmaları ya da eşlerden birinin ölümü halinde bu rejim sona erer ve mallar eşler arasında bölüştürülür, tasfiye edilir. Bölüşme, kanunda yazılı usul ve esasa göre yapılır. Hangi malların paylaştırmaya tabi olacağı kanunda yazılıdır.

Buna göre, eşlerin KİŞİSEL MALLARI tasfiyeye tabi değildir. O halde, hangi mallar kişisel mallar kapsamındadır? Şöyle ki;

  • 1. Eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşya,
  • 2. Mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan veya bir eşin sonradan miras yoluyla ya da herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği malvarlığı değerleri,
  • 3. Manevi tazminat alacakları,
  • 4. Kişisel mallar yerine geçen değerler. (İkame değerler)
  • Yukarıda sayılı mallar, eşlerin boşanmaları durumunda tasfiyeye dahil olmayacak mallarını ifade etmektedir. Burada, ikame değerler kavramının özellikle açıklanması gerekmektedir. İkame değerler, kişisel mal kabul edilen bir malın yerine, herhangi bir işlem neticesinde bir başka malvarlığı değerinin geçmesi durumudur. Örneğin, evlilikten önce kocaya ait olan bir konut satılarak yerine 350.000 TL konmuşsa, bahse konu bu para yine kocaya ait bir kişisel mal sayılır ve tasfiyeye dahil edilmez.

    Paylaşıma Tabi Olan Mallar

    Kişisel mallar tasfiye sürecine dahil edilmediğine göre, tasfiyeye dahil olacak olan mallar EDİNİLMİŞ MALLAR olacaktır. Hangi malların edinilmiş mal sayılacağı ise yine Türk Medeni Kanunu’nda hükme bağlanmıştır. Buna göre;

    Bir eşin edinilmiş malları özellikle şunlardır:

    • 1. Çalışmasının karşılığı olan edinimler,
    • 2. Sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurum ve kuruluşlarının veya personele yardım amacı ile kurulan sandık ve benzerlerinin yaptığı ödemeler,
    • 3. Çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar,
    • 4. Kişisel mallarının gelirleri,
    • 5. Edinilmiş malların yerine geçen değerler. (ikame değerler)
    • Bu anlamda, edinilmiş mallar kavramına dahil edilebilecek kazanımların son derece geniş kapsamlı olduğu anlaşılmaktadır. Öyle ki, evlilik kurulduktan sonra hangi malvarlığı değerinin hangi eşin fiili kazanımı sonucunda edinilmiş olduğu dahi önemsenmemekte ve bu mal her iki eşe ait sayılmaktadır. Buna gerekçe olarak, kazanıma konu malın aslında her iki eşin ortak çabası sonucunda iktisap edilmiş olması ve aksi bir kabul halinde genellikle kadınların mağduriyete uğrayacağı gösterilmektedir.

      Belirtelim ki, kişisel malların evlilik süresince sağladığı gelirler kişisel mal değil, edinilmiş mal sayılır. Mesela, evlilik öncesinde kocaya ait olan bir konut, evlilik birliği içerisinde kiralanmışsa, KONUTUN KİRA GELİRİ EDİNİLMİŞ MAL sayılır.

    Bu Makaleyi Paylaş

    Yorum

    HERKESE ADALET, KİMSEYE MERHAMET...