News Photo
  • Temmuz 04, 2020

Bildiğimiz üzere düşük faizli ve kolay ödeme imkanı olan taşıt kredisi kampanyasının da çıkmasıyla 2. El araç satışları arttı. Dolayısıyla bu satışlar ile ilgili yaşanan hukuki anlaşmazlıklar da arttı. Araç satışları farklı şekillerde yapılabilmektedir. Bu sebeple, söz konusu satışlara uygulanacak hukuki hükümler de değişiklik göstermektedir. Şöyle ki;

Bir araç, hukuki niteliği itibariyle “adi satış” sayılabilecek bir satış işlemi yapılması suretiyle “sahibinden” satın alınabileceği gibi, “ticari satış” suretiyle iki tacir (otomotiv şirketleri) arasındaki bir alışverişe de konu olabilir. Keza, tüketicilerin oto galerilerden ya da otomotiv şirketlerinden satın aldıkları araçlar bakımından bir “tüketici işlemi” de gündeme gelebilir.

Bu hallerin her birinde başvurulacak usuller değişmekte olup, aracın ayıplı yani arızalı ya da kusurlu çıkması durumunda hangi yasal haklardan, nasıl yararlanılabileceğine ilişkin tereddütlerde mutlaka alanında uzman bir avukatla birlikte hareket edilmelidir. 

Aşağıda, bu hususlara ilişkin temel yolları özetleyeceğiz;

Ayıp Mal Kavramı

Ayıplı mal ya da ayıplı araç, alıcısına teslimi anında, taraflarca kararlaştırılmış olan ya da ilanda yazılı veya sözlü olarak beyan kalite ya da modele uygun olmaması ya da objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımaması nedeniyle sözleşmeye aykırı olan araçtır. Ayıbın eksper raporunda ortaya çıkmamış olması, ancak daha sonra ortaya çıkmış olması da bir ayıptır. Hatta, bu tür ayıplara gizli ayıp adı verilmektedir. Bir arızanın, kusurun ayıp sayılması için mutlaka ekspertiz raporunda ortaya çıkmış olmasına da gerek yoktur. Ancak, ayıptan doğan hakların kullanılabilmesi için, aracın satın alınırken ayıplı olduğunun bilinmemesi, ayıbın sonradan öğrenilmiş olması gerekir. Gizli ayıbın hukuki sorumluluğunun yanında bir de cezai sorumluluğu vardır. Örneğin günümüzde en sık rastlanan olaylardan biri olan ‘’aracın km saatini düşürme’’ eylemi TCK 158. Madde uyarınca Nitelikli Dolandırıcılık suçunu oluşturmaktadır ve 3 yıldan 10 yıla kadar hapis cezasını ve beşbin güne kadar adli para cezasını emretmektedir. Bu konuyla alakalı birçok Yargıtay kararı da olup, aşağıdaki emsal kararı örnek olarak paylaşmak isteriz;

YARGITAY 15. Ceza Dairesi 2018/541 E. 2018/8268K.

MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi

SUÇ: Nitelikli Dolandırıcılık

HÜKÜM: TCK 158/1-h, 168/1, 62/1, 50/1-a, 52/2-4 maddeleri gereğince mahkumiyet

Nitelikli Dolandırıcılık suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkim hüküm katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:

X Grup Ticaret Limited Şirketinin yetkilisi olan sanığın, sahibinden.com isimli internet sitesine 34XY1234 plakalı, Mercedes marka aracın 65.000 Km’de olduğunu belirten satış ilanı verdiği, katılanın ilanı görerek sanığı aradığı ve aralarındaki anlaşma sonucu katılanın aracı satın aldığı ancak aracın yetkili servise götürülmesi ile, aracın kilometre saatinin değiştirildiğinin ve aslında 147.000 Km’de olduğunun anlaşıldığı, bu suretle sanığın Nitelikli Dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda; tüm dosya kapsamına göre sanığın mahkumiyetine yönelik mahkemenin kabulünde isabetsizlik görülmemiştir.

Bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; katılan vekilinin temyiz nedenlerinin kabulüyle, hükmün ONANMASINA, 20/11/2018 tarihinde karar verilmiştir.

Gözden Geçirme ve Ayıpları Satıcıya Bildirme Yükümlülüğü

Kural olarak, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun ayıplı satışlara ilişkin hükmünde belirtildiği üzere, malı satın alan alıcının, malın üzerinde ayıp bulunup bulunmadığına ilişkin bir “gözden geçirme-muayene etme yükümlülüğü” bulunmaktadır. Bunu araç satışlarına uyarlarsak, aracın ekspere başvurularak gözden geçirilmesi gerekmektedir. Ancak bu bir zorunluluk değildir. Zorunlu olan, aracın gözden geçirilmesidir. Bu bakımdan ekspere başvurmak, zorunlu değil, “yararlı” bir yoldur. Keza, satış esnasında ya da sonrasında ortaya çıkan ayıpların satıcıya usulüne uygun şekilde bildirilmesi de belirli kurallara bağlı olarak yapılır. Ancak, her satış ilişkisine bu uygulanmaz. Ticari satışlarda başvurulacak hükümler 6102 sayılı TTK’de, tüketici işlemlerinde ise 6502 sayılı TKHK’dedir. Bu ihtimalleri sıralayalım.

Aracın Tüketici Tarafından Bir Oto Galeriden/Firmadan Satın Alınması

Tüketici, ticari ya da mesleki amaçlar dışında satın alma işlemi yapan kimsedir. Satıcı ise, ticari veya mesleki amaçlarla satış işlemi yapan gerçek veya tüzel kişidir. Tacir sıfatına sahip olması şartı aranmaz. Bu iki kişi arasında yapılan işlem hukuki niteliği itibariyle “tüketici işlemi” niteliğinde olup, buna ilişkin düzenlemeler 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunda düzenlenmiştir.

TKHK m. 10 uyarınca, teslim tarihinden itibaren altı ay içinde ortaya çıkan ayıpların, teslim tarihinde var olduğu kabul edilir. Bu durumda malın ayıplı olmadığının ispatı satıcıya aittir. Bu ön kabul, malın veya ayıbın niteliği ile bağdaşmıyor ise uygulanmaz. Tüketicinin, sözleşmenin kurulduğu tarihte ayıptan haberdar olduğu veya haberdar olmasının kendisinden beklendiği hâllerde, sözleşmeye aykırılık söz konusu olmaz. Bunların dışındaki ayıplara karşı tüketicinin seçimlik hakları saklıdır.

Bununla beraber, ayıptan doğan hakların kullanımı 2 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Taraflar kendi aralarında daha uzun bir zamanaşımı süresi belirleyebilir. Bundan anlaşılması gereken; ayıbın, malın satın alınmasından örneğin 3 yıl sonra ortaya çıkması durumunda, ayıplı mal sahibinin artık ayıptan doğan haklarını kullanamayacağıdır.

Tüketicinin, araçta ortaya çıkan ayıpları ne zaman ihbar edeceğine ilişkin açık bir hüküm yoktur. Bu sebeple genel hükümler (6098 sayılı TBK) uygulama alanı bulur. Bu nedenle, aracın teslim alınır alınmaz uygun bir zaman içinde gözden geçirilmesi (örneğin eksper raporu alınması) ve ayıp ortaya çıkarsa bunu hemen satıcıya bildirmesi gerekir. Ayıbın ancak kullanılma ile ortaya çıkan türden olması halinde ise ayıp derhal bildirilir. Aksi durumda ayıp kabul edilmiş sayılır.

Ayıbın 2 yıllık zamanaşımı süresi içinde ortaya çıkmış olması ve bunun bu süre içerisinde satıcıya bildirilerek ayıptan doğan hakların kullanılmak istenmesi gerekir. Elbette, bunun için ayıbın malın satın alındığı esnada tüketici tarafından bilinmemesi gerekmektedir.

Aracın Sahibinden Satın Alınması

Araç eğer sahibinden satın alınmışsa, genel olarak ‘’adi satış’’ işleminden söz edilir. Bununla ifade edilmek istenen şudur: Satıcı, satış işlemini mesleki bir faaliyeti çerçevesinde yapmamakta, tek sefere mahsus bir satış işlemi yapmaktadır. Aynı şekilde alıcı da, söz konusu aracı mesleki faaliyeti kapsamında ya da ticari kâr elde etmek amacıyla satın almamaktadır. Bu halde, 6098 sayılı TBK uygulama alanı bulacaktır.

Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.

Ancak belirtelim ki, ayıbı bilerek gizlemiş olan ya da başka sebeplerle ağır kusurlu sayılması gereken satıcı, maldaki ayıbın süresinde bildirilmediğine dayanarak sorumluluktan kaçınamaz.

Aracın Bir Tacir (Şirket) Tarafından Bir Başka Şirketten (Oto Galeri ya da Firmadan) Satın Alınması

Bu olasılıkta ise bir “ticari iş” vardır. Ticari işler, 6102 sayılı TTK hükümlerine tabidir. TTK, tacirler arasında yapılan işlemlerde ayıptan doğan hak ve sorumlulukları yukarıdaki hükümlere benzer olarak düzenlemiş ise de, farklı hükümler de bulunmaktadır. Bu kısımda bunlara değineceğiz.

Aracın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı, aracı bu haliyle teslim alabilir. Teslim aldıktan sonra, iki gün içinde bu durumu satıcıya ihbar etmelidir. Etmezse, ayıbı kabul etmiş sayılır.

Ayıp açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür.

Ayıbın ancak kullanımdan sonra ortaya çıkacak nitelikte olması durumunda, eş söyleyişle “gizli ayıp” mahiyetinde olması halinde ise, ayıbın derhal satıcıya bildirilmesi gerekmektedir. Bildirmeme halinde ayıp kabul edilmiş sayılır. Ancak belirtelim ki, ayıbı bilerek gizlemiş olan ya da başka sebeplerle ağır kusurlu sayılması gereken satıcı, maldaki ayıbın süresinde bildirilmediğine dayanarak sorumluluktan kaçınamaz.

Ayıptan Doğan Haklar

Tüketici işlemlerinde tüketici, şu seçimlik haklardan birini kullanarak ayıp sebebiyle uğradığı mağduriyetin giderilmesini sağlayabilir:

  • Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme,
  • Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim isteme,
  • Aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme,
  • İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesini isteme, seçimlik haklarından birini kullanabilir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür.

Tüketici, yukarıdaki seçimlik haklardan yalnız birini kullanabilir. Kullandığı seçimlik hakkın yanı sıra, 6098 sayılı TBK hükümleri doğrultusunda ayrıca tazminat da isteyebilir.

Diğer işlemlerde alıcı, ayıp sebebiyle şu seçimlik haklardan birini kullanarak zararının giderilmesini ister:

  • Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme.
  • Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme.
  • Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme.
  • İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme.

Alıcının tazminat isteme hakkı da bulunmaktadır. Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir.

Bu Makaleyi Paylaş

Yorum

HERKESE ADALET, KİMSEYE MERHAMET...