News Photo
  • Mayıs 29, 2020

Karşılıksız Çeke Hapis Cezası Uygulanması İçin Gereken Koşullar ve Yargılama Usulü

“Karşılıksız Çek Düzenleme” Kavramı, Mevzuattaki Yeri ve Yapılan Değişiklikler

Karşılıksız Çek Düzenleme Kavramı

Bildiğimiz üzere çek, ticari hayatta en sık uygulama alanı bulan kambiyo senetlerinden biri olup, hızlı ve güvenilir tedavül imkanı tanıması bakımından sürekli olarak tercih edilmektedir. Bu bakımdan çek, piyasanın aradığı “güven” koşullarını sağlamalı ve taraflar arasında karşılıklı bir ticari tedavül olanağı sağlamalıdır. Yani çek, güvenilir bir ödeme aracı niteliğinde olup ülkemizde ve dünya genelinde sıkça kullanılmaktadır. Tedavül kabiliyeti yüksek olup, ticari hayatın gerektirdiği sürat ve kolaylığı sağlamaktadır. Ancak karşılıksız çek problemi toplumun çeke olan güveninin sarsılmasına yol açmakta, ticari hayatı olumsuz yönde etkilemektedir. Yasa koyucu, farklı dönemlerde ve farklı tedbirlerle karşılıksız çek düzenlenmesini önlemeye çalışmış ise de, bunda bazen başarılı olabilmiş, bazen ise başarılı olamamıştır.

Öncelikle ifade edelim ki, “karşılıksız çek düzenleme” fiili, ancak geçerli olarak keşide edilmiş bir çek bakımından gündeme gelebilir. Geçerli olarak keşide edilmiş bir çekten anlaşılması gereken, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri (md. 780 vd.) bakımından geçerlilik şartlarına sahip bir çek düzenlenmiş olması, çekin geçerlilik şartlarını taşıyor olmasıdır. Kanunda, bir çekin zorunlu unsurları şu şekilde sayılmıştır:

  • a) Senet metninde “çek” kelimesini ve eğer senet Türkçeden başka bir dille yazılmış ise o dilde “çek” karşılığı olarak kullanılan kelimeyi,
  • b) Kayıtsız ve şartsız belirli bir bedelin ödenmesi için havaleyi,
  • c) Ödeyecek kişinin, “muhatabın” ticaret unvanını,
  • d) Ödeme yerini,
  • e) Düzenlenme tarihini (vadeyi) ve yerini,
  • f) Düzenleyenin imzasını,
  • g) Banka tarafından verilen seri numarasını,
  • h) Karekodu, içerir.

Yukarıda sayılan unsurları içermeyen çek geçersiz olup, geçersiz bir çek hakkında karşılıksız çek düzenlendiği iddia edilemez. Bu sebeple, karşılıksız çek fiilinden söz edilebilmesi için öncelikle çekin yukarıdaki unsurları taşıyıp taşımadığı kontrol edilmelidir. Ayrıca belirtelim ki, çekin Çek Kanunu’ndaki unsurları muhtevi olmamasına karşın Türk Ticaret Kanunu’nun yukarıda anılan hükmünde aranan şartlarını taşıması durumunda, çekin geçerli olduğu kabul edilir. Bunun yanında, çekin “karşılıksız” olmasına ilişkin yaptırımlara ve buna ilişkin korumalardan yararlanma yoluna başvurabilmek için, çekin yasal süresi içerisinde muhatap bankaya ibraz edilmesi şartı da aranmaktadır. İbraz süresi, 6102 s. TTK m. 796’da düzenlenmiştir. Buna göre; çek düzenlendiği yerde ödenecekse 10 GÜN; düzenlendiği yerden başka bir yerde ödenecekse 1 AY içinde ilgili bankaya ibraz edilmelidir. Ödeme yerinin neresi olduğu, çek üzerinde yazılı unsurlardan anlaşılır. Örneğin, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi de vermiş olduğu bir kararda;

“Somut olayda takibe konu çekin keşide tarihi 14.12.2015 iken çekin keşide tarihinden önce 19.11.2015 tarihinde muhatap bankaya ibraz edildiği görülmektedir. Çekin ibraz tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6273 sayılı Yasa'nın 6. maddesinin 5. fıkrasına göre çekin ibrazı geçersiz olduğundan bu çekle ilgili takip yapılamaz.” Şeklinde içtihatta bulunarak geçersiz çek ibrazı nedeniyle takibe başlanamayacağını belirtmiştir.

Geçerli olarak düzenlenmiş bir çek, çekte yazılı meblağın ödenmesi için yeter düzeyde bir çek hesabını haiz olmalıdır. Yani çeki düzenleyen, çek hesabında, çekin lehtar tarafından bankaya ibraz edilerek çekteki meblağın ödenmesinin istendiği gün çek meblağına yetecek kadar para bulundurmak zorundadır. Çekin ibraz edildiği tarihte, çek hesabında ödemeye yetecek ölçüde para bulunmaması, çekin “karşılıksız” olduğunu ifade eder. Çek hesabında çekte yazılı meblağın ödenmesine yetecek para olmadığının anlaşılması ve bankanın çek lehtarına ödeme yapmaması durumunda, çekin arka yüzüne “KARŞILIKSIZDIR” ibaresi konur. Çekin “karşılıksızdır” şerhine maruz kalması, karşılıksız çek düzenleme suçunu oluşturur.

Nitekim bu suç, yaptırımlarıyla ve buna ilişkin koruma tedbirleriyle birlikte aşağıdaki başlıkta daha detaylı olarak irdelenecektir.

Yukarıda belirttiğimiz üzere, karşılıksız çek düzenleme işleminin söz konusu olabilmesi için, çekin ibraz edildiği anda, çek hesabında kısmen ya da tamamen karşılığın bulunmaması ve bu durumun muhatap bankaca çek üzerine yazılması gerekmektedir. Çekin karşılıksız çıkan kısmının çok cüz’i olması durumunda dahi sonuç değişmeyecektir.

Karşılıksız Çek Düzenleme Suçunun Mevzuattaki Yeri ve Konuya İlişkin Temel Yasa Değişiklikleri

14/12/2009 tarihinde 5941 sayılı Çek Kanunu yürürlüğe girmiş olup, halen yürürlükte bulunmaktadır. Bu kanuna göre karşılıksız çek düzenleme fiili SUÇ OLARAK düzenlenmiştir.

Ancak, sözü edilen 5941 sayılı Çek Kanunu’nda da birçok değişiklik yapılmış ve bu değişikliklerden karşılıksız çek düzenleme işlemi de nasibini almıştır. Nitekim, Çek Kanunu’nun ilk halinde, Kanun’un 5. maddesinde ihdas olunduğu üzere, karşılıksız çek düzenleme işlemi bir SUÇ OLARAK düzenlenmiş olup; bin beş yüz güne kadar ADLİ PARA CEZASI öngörülmüştür. Ancak sonrasında, 6273 sayılı Kanun ile yapılan değişikliğin ardından karşılıksız çek düzenleme fiili bir KABAHAT olarak değiştirilmiş ve bu fiil bakımından hapis cezası uygulamasına son verilmiştir. Bu değişikliğin yürürlükte kaldığı 4 yıl boyunca, karşılıksız çek düzenleme işlemlerinde ciddi bir artış görülmüştür. Şöyle ki; Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi istatistikleri incelendiğinde 2009 yılından 2012 yılına kadar geçen süre içinde, karşılıksız işlemi yapılan çek adedinin azaldığı, ancak 2012 yılında bu sayının aniden arttığı görülmektedir. 2012 yılından 2016 yılına dek karşılıksız işlemi gerçekleştirilen çek sayısında dalgalanmalar olmuş (önce azalış sonra artış), 2016 yılından 2018 yılına kadar olan istatistik verileri incelendiğinde ise karşılıksız işlemi yapılan çek sayısında bariz bir azalma görülmüştür.

Bunun sebebi, 6728 sayılı Kanun ile karşılıksız çek düzenleme fiillerinin yeniden “suç” olarak kabul edilmesi ve bunlara uygulanan yaptırımlar hakkındaki değişikliklerdir. 2016 yılında yapılan bu değişikliğe göre, kabahat olarak düzenlenen ve hakkında hapis cezası uygulaması sonlandırılan karşılıksız çek düzenleme fiili, eskiden olduğu gibi yeniden bir SUÇ OLARAK DÜZENLENMİŞ, yaptırım olarak bin beş yüz güne kadar adli para cezası öngörülmüş ve bu cezanın ödenmemesi halinde çeki düzenleyen hakkında TCK 54/2 delaletiyle, 5941 s. Kanun m. 5 atfıyla ve CGTİK m. 106/3 uyarınca HAPİS CEZASI uygulanabilir hale gelmiştir.

Karşılıksız Çek Düzenleme Suçu ve Yaptırımları

Genel Olarak

5941 sayılı Çek Kanunu’na göre, karşılıksız çek keşide etmenin birtakım sonuçları bulunmaktadır. Bunlar, temel olarak şu şekilde sayılabilir:

  • Çek düzenleme yasağı
  • Çek hesabı açma yasağı
  • Yasaklı kimsenin bir ticaret ortaklığının yönetim kuruluna üye olamaması
  • Çekin bir tüzel kişi adına keşide edilmesi durumunda tüzel kişinin yönetim organındaki “mali sorumlunun” ya da bu sıfatlı bir yönetici yoksa tüm yönetim kurulu üyelerinin çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına tabi tutulması
  • Adli para cezası
  • Adli para cezasının ödenmemesi durumunda kamu yararına çalıştırma koşuluna başvurulmaksızın doğrudan doğruya tatbik edilecek tazyik hapsi

Baştan belirtelim ki, karşılıksız çek düzenleme suçu, suçtan zarar görenin şikayetine bağlı olarak kovuşturulan bir suçtur. Bu bakımdan, yargılama sırasında şikayetten vazgeçilmesi (sanığın da kabulü ile) halinde davanın düşmesi veya infaz sırasında şikayetten vazgeçilmesi durumunda infazın tüm sonuçlarıyla birlikte ortadan kalkması mümkündür. Yargılama faaliyetlerini yetkili icra ceza mahkemesi yapar.

Karşılıksız çek düzenlemenin, ceza yargılamasının tamamen dışında, tazminat hukuku anlamında da bir sonucu olmakla birlikte; bahse konu sorumluluk bu yazının kapsamına girmemektedir. Fakat kısaca belirtecek olursak; karşılıksız çek düzenleyen kişi, lehtarın bu yüzden uğradığı zararı TTK m. 783/3 hükmü uyarınca tazmin etmek zorundadır. Buna ilişkin talepler mutlak ticari dava olarak sıfatlandırılmakta olup, asliye ticaret mahkemesinde ileri sürülür. Hükme göre,

“Muhatap (banka) nezdinde karşılığı kısmen veya tamamen bulunmayan bir çek düzenleyen kişi, ÇEKİN KARŞILIKSIZ KALAN BEDELİNİN YÜZDE ONUNU ÖDEMEKLE YÜKÜMLÜ OLDUKTAN BAŞKA, HAMİLİN BU YÜZDEN UĞRADIĞI ZARARI DA TAZMİN EDER.”

Çek Düzenleme ve Çek Hesabı Açma Yasağı

Çek Kanunu m. 5’ e göre; icra ceza mahkemesi, karşılıksız çek düzenlendiğine kanaat getirmesi durumunda, sanık (çek düzenleyeni) hakkında adli para cezası ile birlikte, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına, bu yasağın bulunması hâlinde, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının devamına karar verir. Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı, hükümle birlikte verilebileceği gibi, yargılama sırasında da resen mahkeme tarafından koruma tedbiri olarak çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına karar verilebilir.

Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı, çek hesabı sahibinin gerçek kişi olması durumunda bu kişiye, tüzel kişi olması halinde bu tüzel kişi adına çek keşide edenlere ve son olarak karşılıksız çekin sermaye şirketi adına düzenlenmesi durumunda ise, yönetim organı ile ticaret siciline tescil edilen şirket yetkilileri hakkında uygulanır.

Nitekim Yargıtay 19. Ceza Dairesi de verdiği bir kararında şu ifadeleri kullanmıştır:

“ ‘Çekle ilgili olarak karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme’ suçunun failinin; çek karşılığını bankada bulundurmakla yükümlü olan tüzel kişinin mali işlerini yönetmekle görevlendirilen yönetim organı üyesi, böyle bir belirleme yapılmamışsa bu sefer yönetim organını oluşturan tüm gerçek kişiler olacağı kuşkusuzdur. Herhangi bir nedenle (sürenin dolması, istifa vb.) yönetim kurulu üyeliği ve dolayısıyla çekin karşılığını bankada bulundurma yetkisi sona ermiş olan yönetim kurulu üyesinin, yönetim kurulundan ayrılması hususunun şirket yönetimi tarafından ticaret sicilinde tescil ve ilan edilmemiş olması halinde; şirketin yönetim kurulundan ayrıldıktan sonra karşılıksızdır işlemine tabi olan bir şirket çeki nedeniyle kural olarak cezai sorumluluğuna gidilemeyecektir.”

Hesap açma yasağının süresi, Çek Kanunu’nun 6. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre, bahse konu yasağın, aşağıda açıklanan cezanın tamamen infazından itibaren 3 yıl içinde ve her halde 10 yıl içinde kaldırılması istenebilir. İşbu istem, icra ceza mahkemesine yapılır.

Adli Para Cezası

5941 sayılı Çek Kanunu’nun 5. maddesi uyarınca, çekle ilgili olarak “karşılıksızdır” işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi hakkında, hamilin şikâyeti üzerine, her bir çekle ilgili olarak,

BİN BEŞ YÜZ GÜNE KADAR ADLİ PARA CEZASINA hükmolunur. ANCAK, HÜKMEDİLECEK ADLİ PARA CEZASI; HİÇBİR ŞEKİLDE ÇEK BEDELİNİN KARŞILIKSIZ KALAN MİKTARINDAN AZ OLAMAZ.

Adli para cezasının nasıl hesaplanacağı 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda düzenlenmiştir. Buna göre, önce kaç günlük bir adli para cezasına hükmolunacağı kararlaştırılır. Bunun ardından, gün başına en az 20 TL, en çok 100 TL olmak üzere bir bedel tespit edilir ve tespit edilen bedel ile kararlaştırılan gün sayısı çarpılır. Örneğin, 100 gün adli para cezasına çarptırılan sanık hakkında gün başına 20 TL’den hesap yapılacağı kararlaştırılmışsa, bundan (20x100=2000 TL) adli para cezası ödeneceği anlaşılır. Takdir yetkisi icra ceza mahkemesi yargıcına ait olup, adli para cezaları bakımından CGTİK m. 106 hükümleri uygulanır. Cezaya konu miktar Devlete ödenir. Bu bakımdan ceza, TTK m. 783/3’te düzenlenen tazminat ile karıştırılmamalıdır. Tazminatta, ödenecek tazminat çek lehtarına ödenirken, adli para cezasında ödeme Devlete yapılır.

(Bkz. : Muhatap nezdinde karşılığı kısmen veya tamamen bulunmayan bir çek düzenleyen kişi, çekin karşılıksız kalan bedelinin yüzde onunu ödemekle yükümlü olduktan başka, hamilin bu yüzden uğradığı zararı da tazmin eder.)

Hapis Cezası

Belirtelim ki, 5941 sayılı Çek Kanunu, karşılıksız çek düzenleyen çek keşidecisi hakkında doğrudan doğruya hapis cezasına karar verilmesini mümkün kılmamıştır. Bunun için dolaylı bir yol izlenir. Şöyle ki;

Mahkeme, 5941 sayılı Çek Kanunu’nun 5. maddesine uygun olarak, ÇEKE KARŞILIKSIZ ŞERHİ KONMASI durumunda belirli bir miktar adli para cezasına hükmedecektir. Bu bakımdan, kanun çeke “karşılıksızdır şerhinin konması” şartını aramıştır.

Çek hesabında yeterli paranın bulunmaması tek başına bu suçun oluşması bakımından yeterli olmayıp, karşılıksızdır şerhinin de düşülmesi gerekir. Örneğin, çek hesabında yeterli miktarda para bulunmamasına rağmen hatırlı bir müşterisinin karşılıksız çekine konu meblağın banka tarafından ödenmesi durumunda bu suç oluşmuş sayılmayacaktır.

Adli para cezasına hükmedilmesi durumunda, hükmolunan adli para cezasını içerir ilam ve belirlenen adli para cezasının belirlenen şekilde ödenmesi gerektiğine dair hükümlüye ödeme emri tebliğ edilir. HÜKÜMLÜ, TEBLİĞ OLUNAN ÖDEME EMRİ ÜZERİNE SÜRESİNDE ADLÎ PARA CEZASINI ÖDEMEZSE, CUMHURİYET SAVCISININ KARARI İLE ÖDENMEYEN KISMA KARŞILIK GELEN GÜN MİKTARINCA HAPSEDİLİR.

Buradan da anlaşılacağı üzere, muhtelif aşamalardan geçildikten sonra hapis cezası uygulamasına başvurulabilmektedir. Adli para cezasının ödenmemesi durumunda bu yola başvurulduğu hüküm altına alınmıştır. Hakim, adli para cezasının ödenmesi için SÜRESİ BİR YILI GEÇMEMEK ÜZERE bir mehil verebileceği gibi, taksitlendirme de yapabilir. Taksit süresi iki yılı geçemez ve taksit miktarı 4’ten az olamaz. Taksitlerden birinin ödenmesinde temerrüde düşüldüğü takdirde geri kalan tüm bedeller muaccel hale gelir ve derhal ödenmezse, ödenmeyen miktarlar HAPİS CEZASINA DÖNÜŞTÜRÜLÜR. Dönüştürme ve buna ilişkin usul işlemleri savcılık tarafından yerine getirilir.

Kural olarak, adli para cezalarının hapis cezalarına dönüştürülmesi yerine hükümlünün kamu yararına bir işte çalıştırılmasına karar verilmesi gerekmektedir. Fakat, 2016 yılında yapılan değişiklikle birlikte, karşılıksız çek düzenlenmesi sebebiyle verilen adli para cezalarının ifa edilmemesi durumunda bu uygulamaya başvurulmaz; hükümlü hakkındaki adli para cezası derhal hapis cezasına dönüştürülür. (Çek Kanunu m.5/11)

Adli para cezasının hapse çevrilmesi durumunda, hapiste kalma süresi 3 yılı geçemez. Ancak, hükümlünün (gerçek içtima kuralları uyarınca) birden fazla karşılıksız çek düzenleme suçundan hüküm giymiş olması durumunda, TOPLAM İNFAZ SÜRESİ 5 YILI AŞAMAZ. Aşağıda da inceleneceği üzere, hükümlü adli para cezasını öder ya da çek lehtarı şikayetinden vazgeçerse hükmün infazından ve tüm sonuçlarından kurtulabilir. Buradan da anlaşılmaktadır ki, sözü edilen hapis cezaları aslında gerçek bir mahkumiyet olmayıp, tazyik (disiplin ve zorlama) hapsidir. Bu halde etkisinden kurtulunan hapis cezaları, hükümlünün adli sicil kaydında görünmez. Amaç, hükümlünün hürriyetinden yoksun bırakılmasını sağlamak değil, çek bedelini ya da adli para cezasını ödemesini sağlamaktır.

Tekrar belirtelim ki, bu suçun oluşması için, suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşması gerekir. Eş söyleyişle, bankanın çekin arka yüzüne karşılıksızdır şerhi düşmesi şart olup, bu şerhin herhangi bir nedene dayanılarak düşülmediği hallerde bu suç oluşmayacaktır. Çünkü suç, çeke karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verilmiş olmasıdır. Nitekim Yargıtay da yeni tarihli kararlarından birinde şu ifadeleri kullanmıştır:

“Çekle ilgili olarak ‘karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme’ suçundan görülmekte olan bir ceza davasına konu çekin süresinde bankaya ibrazında; muhatap banka tarafından öne sürülen "herhangi bir sebeple" çekin arka yüzüne, 5941 sayılı Kanun'un 3/4. maddesinde yazılı hususlar şerh edilmek suretiyle, usulüne uygun şekilde bir "karşılıksızdır" işlemi yapılmamışsa, çek hesabında karşılığını bulundurmakla yükümlü failin iradesi ve davranışlarıyla doğrudan ilgili olmayan objektif cezalandırılabilme şartı, dolayısıyla suçun kanunda öngörülen neticesi gerçekleşmeyeceğinden, sanığın beraatine karar verilmesi gerekeceği kanaatine ulaşılmıştır.”

Yargılama Usulü

Karşılıksız çek düzenleme suçunda, çek lehtarının ŞİKAYETİ esastır. Şikayete tabi olarak kovuşturulan bu suç, şikayetin yargılama sırasında geri alınması ve bunun da sanık tarafından kabul edilmesi halinde DAVANIN DÜŞMESİNE karar verilir. Dava sonunda hüküm verildikten sonra (hapis ya da adli para cezasının infazından sonra) şikayetten vazgeçilmesi halinde ise, infazın tüm etkileriyle birlikte sona ermesi söz konusu olur.

Karşılıksız çek düzenleme suçunda soruşturma aşaması ve savcılık evresi bulunmamaktadır. Şikayet dilekçesi doğrudan doğruya İCRA CEZA MAHKEMESİNE verilir. Mahkeme derhal kovuşturmaya başlar. Bu anlamda, şikayet dilekçesi bir tür iddianame gibi işlev görür.

Karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme suçu bakımından şikâyet süresi konusunda, Çek Kanunu m. 5, İİK m. 347’ ye atıf yapılmıştır. Dolayısıyla bu atıf gereğince

İİK m. 347’ de bulunan şikâyet süreleri uygulanacaktır. İİK m. 347’ ye göre; “Bu bapta yer alan fiillerden dolayı şikâyet hakkı, fiilin öğrenildiği tarihten itibaren üç ay ve her halde fiilin işlendiği tarihten itibaren bir yıl geçmekle düşer.” Şikayet hakkı, yasada belirtildiği üzere, çek hamiline ait olan bir hak olup; çek hamili “suçtan zarar gören” ve “mağdur” sıfatını haizdir. Buna ilişkin tespit esasa ilişkin TTK ve 5941 s. Kanun bağlamında yapılacak değerlendirmeye göre yapılır.

Şikâyet hakkının kullanımı için öngörülen ÜÇ AYLIK VE BİR YILLIK SÜRELER, hukuki nitelikleri itibariyle hak düşürücü süre niteliğindedir. Bu nedenle bu süreler kesilmez, durmaz ve hakkında eski hale getirme yoluna da gidilemez.

Yasadaki atıf gereği, KANUN YOLLARINA BAŞVURU bakımından İcra İflas Kanunu hükümleri tatbik edilir. İİK m. 353/1, disiplin ve tazyik hapsine ilişkin kararlara karşı itiraz (CMK 267-268) kanun yoluna gidilebileceğini düzenlemektedir. Keza, İİK m. 353/2’ te ise, hapis ve adli para cezalarına ilişkin kararlara karşı 5271 s. Ceza Muhakemesi Kanunu’nın ‘’kanun yollarına’’ ilişkin hükümlerinin olağan uygulama alanı bulacağı belirtilmiştir. Bundan kasıt ise istinaf ve temyiz kanun yollarına başvuru hakkının bulunduğudur. Kural olarak başvuruların 10 gün içerisinde yapılması gerekir. Uygulamada bu süre içerisinde “süre tutum” dilekçesi verilmektedir. Gerekçeli kararın tebliğinden sonra ise ayrıntılı bir istinaf/temyiz dilekçesi yazıldığı görülmektedir.

Nitekim, Yargıtay 19. Ceza Dairesi de bir kararında şu ifadeleri kullanmıştır:

“5941 sayılı Çek Kanunu 5 inci maddesinde düzenlenen “karşılıksız çek düzenleme” suçunun tamamlanması için, çekin ibraz edildiği banka tarafından 5941 sayılı Çek Kanunu 3. maddesinde yazılı “karşılıksızdır” işleminin yapılması gerekmektedir. Suçun faili, Türk Ticaret Kanunu’nda belirtilen zorunlu unsurları ihtiva eden ve yasal ibraz süresi içerisinde bankaya sunulduğunda karşılıksız olduğu anlaşılan çeki DÜZENLEYEN KİŞİLERDİR. Ayrıca bu suçun soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlıdır. Anılan suç nedeniyle şikayet hakkına sahip olan kişi, 5941 s. Kanun’un 5/1 maddesinde yazılı olduğu üzere “hamil” dir. … 5941 s. Kanun’daki “hamilin şikayeti” kavramı lafzi yorum doğrultusunda ele alınacak olursa kanun koyucu, başkaca bir şart aramaksızın şikayet hakkını doğrudan hamile vermiştir. Suçun düzenlenme amacı; çek bedelinin ÖDENMESİNİ SAĞLAMAKTIR. Tüm bu açıklamalar doğrultusunda; “karşılıksızdır” işlemini yaptıran kişinin, çek bedelini banka yerine kendisinden önce ciro silsilesinde yer alan cirantalardan herhangi birinden tahsil etmesi halinde, “şikayet” yönünden hukuki bir YARARI KALMAMAKTADIR. Karşılıksız çek düzenleme suçunda şikayet hakkının; çeki tahsil amacıyla bankaya ibraz eden hamil ile “karşılıksızdır ” işlemi yapıldıktan sonra çeki elinde bulunduran ve aynı zamanda “karşılıksızdır” işlemi yapılmadan önceki dönemde geçerli ve meşru ciranta olan kişiye ait olacağına, 10.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verilmiştir.”

24/03/2020 Tarihine Kadar İşlenmiş Karşılıksız Çek Düzenleme Suçları Nedeniyle Verilen Mahkumiyet Kararlarının İnfazının Durdurulması (7226 s. Yasa)

7226 sayılı Kanun ile, çek bedelinin karşılıksız olması nedeniyle mahkumiyet hükmü alan hükümlülerin infazlarının durdurulması sağlanmıştır. Geçici Madde 5/1’e göre, 24/03/2020 tarihine kadar işlenmiş olan karşılıksız çek düzenleme suçlarının infazları durdurulur ve ilgililer tahliye edilir.

Tahliye tarihinden itibaren üç ay içerisinde, çekin karşılıksız kalan kısmının en az %10’u ödenmek zorundadır. Aksi durumda infaz, alacaklının şikayeti üzerine kaldığı yerden devam eder. Çekin karşılıksız kalan %10’luk kısmının ödenmesinden sonra, kalan %90’lık kısım, ikişer ay aralıkla on beş eşit taksit halinde ödenmek zorundadır. Taksitlerden birinin aksaması durumunda, ödenmeyen taksit, sürenin sonuna eklenir.

Belirtelim ki, 7226 sayılı yasada öngörülen “infaz durdurma” yolu, her bir karşılıksız çek düzenleme suçu bakımından ancak bir defa uygulanabilir.

Yukarıda izah olunanlar, şu örnekle somutlaştırılabilir: Örneğin, 100.000 TL tutarındaki çekin tamamının, 20/01/2020 tarihinde bankaya ibraz edilerek çeke karşılıksızdır şerhinin düşüldüğünü varsayalım. Yetkili icra ceza mahkemesinin kararıyla adli para cezası ödemeye mahkum edilen hükümlü, hükmolunan adli para cezasını da ödemeyerek tazyik hapsine çarptırılmış ve ceza infaz edilmeye başlanmıştır. 7226 sayılı Yasa’nın ilgili düzenlemesine göre 01/04/2020 tarihinde tahliye edilen hükümlünün, en az 10.000 TL tutarında olması gereken ilk taksidi, 01/07/2020 tarihine kadar ödemesi gerekmektedir. Ödemezse, infaz kaldığı yerden devam edecektir. Kalan 90.000 TL tutarındaki kısım ise, 15 eşit taksite bölünecek ve taksitler arasında ikişer ay bulunacaktır. Taksitlerden birinin aksaması durumunda, aksayan taksit sürenin sonuna eklenecek, eş söyleyişle taksitlerin sayısı 16’ya çıkmış gibi olacaktır. Ancak bu, yalnız tek bir taksidin ödemesinde yaşanan aksaklık bakımından söz konusu olup, birden çok taksidin ödenmesinde temerrüde düşülmesi halinde infaza kaldığı yerden devam edilecektir. 7226 Sayılı Yasa’nın Geçici Madde 5/5 hükmüne göre;

“Bu madde uyarınca verilecek kararlara karşı itiraz kanun yoluna gidilebilir. İtirazın incelenmesinde İcra ve İflas Kanununun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasında belirlenen itiraz usulü uygulanır.”

Yayımlanan madde uyarınca mahkemece verilecek kararlara karşı tefhim veya tebliği tarihinden itibaren 7 gün içinde itiraz edilebilir. Mahkeme itirazı incelemesi için dosyayı o yerde icra mahkemesinin birden fazla dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen daireye, son numaralı daire için birinci daireye, o yerde icra mahkemesinin tek dairesi bulunması hâlinde asliye ceza mahkemesine, icra mahkemesi hâkimi ile asliye ceza mahkemesi hâkiminin aynı hâkim olması hâlinde ise en yakın asliye ceza mahkemesine gönderir. İtiraz incelemesi neticesinde verilen karar kesindir.

Avukat Desteğinin İşlevi

Hangi uyuşmazlıklarda ne şekilde hareket edilmesi gerektiği, şikayetin nereye yapılacağı, duruşmada hangi usul işlemlerinin yapılması gerekeceği ve sair hususlar, alanında uzman bir icra avukatının desteğini gerekli kılmaktadır. Aksi durumda, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretlerinin ödenmesi ve sair hak kayıplarına uğranması pekala mümkündür. Yukarıdaki hususlarla ilgili danışmanlık almak ve sürecin idaresini temin etmek için bilgi@ugurkir.com.tr adresinden mail yoluyla irtibata geçebilirsiniz.

Bu Makaleyi Paylaş

Yorum

HERKESE ADALET, KİMSEYE MERHAMET...